XVII. YÜZYILDA ASYA VE AVRUPA

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading...

AVRUPA’NIN GENEL DURUMU

XVII.yüzyılda Avrupa Devletlerinde yönetim şekli olarak kralların hakim oldukları mutlak monarşi yönetimi görülmektedir. Feodalite rejiminin yıkılmasından sonra Avrupa’da milli monarşiler kurulmuştu. Özellikle İngiltere ve Fransa’da krallar iktidara engel olan unsurları ortadan kaldırarak güçlerini artırmışlardır.

Soru: Fransa’da feodalitenin ortadan kaldırılması ve yerine milli bir devletin kurulması hangi olay sonrası gerçekleşmiştir?

Soru: İngiltere’de feodalitenin ortadan kaldırılması ve yerine milli bir devletin kurulması hangi olay sonrası gerçekleşmiştir?

Coğrafi Keşiflerin etkisiyle ekonomik yönden zenginleşen ve gelişen Avrupa’da İngiltere,Fransa, İspanya,Hollanda, Portekiz gibi devletler bilinmeyen yerlere gitme ve buraları kendi çıkarları için kullanma (sömürgeleştirme) yarışına girdiler. İstanbul’un fethinden sonra yeni ticaret yollar aramaya başladılar.

Soru: İstanbul’un fethinden sonra Avrupalıların yeni yollar aramalarının sebebi nedir?

Uzak Doğu ve Hindistan bölgesi ile Atlas Okyanusu limanları bu dönemde Avrupa Devletlerinin yeni gözde paylaşım bölgeleri olmuştur. Bu paylaşım rekabeti zaman zaman Avrupa devletleri arasında savaşlara neden olmuştur. Otuz Yıl Savaşları

(1618-1648)

Soru: Uzak Doğu ve Hindistan bölgesi ile Atlas Okyanusu limanları bu dönemde Avrupa Devletlerinin yeni gözde paylaşım bölgeleri olmasının sebepleri nelerdir?


ASYA’NIN GENEL DURUMU

Asya Haritası

XVII. Yüzyılda Rusya, Asya’da güçlü bir devlet olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Altın Orda Devleti’nin yıkılmasıyla ilerleme yolundaki en büyük engeli ortadan kalkan Rusya, Orta Asya’ya doğru yayılmayı amaçlamıştır.

Altın Orda Devleti’nin yıkılmasıyla çeşitli hanlıklar ortaya çıkmıştır.

Soru: Altınorda yıkıldıktan sonra ortaya çıkan hanlıklar hangileridir?

Aynı dönemde Hindistan’da Türk asıllı Babür Devleti yer almaktaydı. Gerek yapmış oldukları mimari eserler gerekse dönemlerinde yazılmış kitaplar Türk kültürünün bölgede günümüze kadar devam edecek şekilde yaşamasını sağlamıştır.

OSMANLI DEVLETİ’NİN GENEL DURUMU

XVII.yüzyılda bütün Balkan Yarımadası dahil olmak üzere Polonya’nın güneyinden Kafkasya’ya ; Kuzey Afrika ve Habeşistan’dan Mora’ya ve Dalmaçya kıyılarına kadar olan bölge Osmanlı Devleti’nin denetimindeydi.

XVII.yüzyıldaki ayaklanmalarla özellikle merkezi otoritenin zayıflamasının etkileri görülmektedir. Zayıflamanın bir sebebi de I.Ahmet (1603-1617) zamanında getirilen ekber erşed sistemiyle tahta geçiş sisteminin değişmesidir. Şehzadelerin sancağa çıkma usulü de kaldırılmıştır.

Soru: Ekber ve erşed sistemi nedir?

Soru: Sancağa çıkma usülü nedir?

Şehzadelerin Topkapı Sarayı’nda eğitim görmeleri yönetim tecrübesi kazanmalarını önlemiştir. Bu da devleti yönetmede zorlanmalarına, yönetime saray kadınları, askerler ve bazı devlet adamalarının karışmasına yol açıyordu.

XVII.YÜZYILDA OSMANLI-AVUSTURYA VE OSMANLI-İRAN İLİŞKİLERİ

a-Avusturya ile İlişkiler
1593-1606 Savaşları


Avusturya ile Kanuni döneminde sağlanan barış ,1593 yılında sınırlarda meydana gelen karşılıklı çatışmalarla bozulmuş ve savaşa dönüşmüştür. Bu savaşta Erdel, Eflak ve Boğdan beyleri Avusturya‘nın yanında yer almışlardır.

Kanuni’den sonra ilk kez bir padişah yönetiminde sefere çıkan Osmanlı ordusu III. Mehmet eliyle Eğri kalesini almış, Haçova’da Avusturya ordusunu bozguna uğratmıştır. (1596)

I.Ahmet (1603-1617)

1606 yılında yapılan Zitvatorok Antlaşması ile Avusturya hükümdarı Osmanlı hükümdarı ile eşit sayılmıştır. Avusturya’nın her yıl ödediği vergi kaldırıldı. Eğri, Kanije ve Estergon Osmanlılara bırakıldı. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti’nin Avusturya’ya karşı üstünlüğü dolayısıyla Orta Avrupa’daki üstünlüğü sona erdi.

 Soru: Osmanlı Devleti hangi antlaşma ile Avusturya’ya üstünlüğünü kabul ettirmişti?

 a-Osmanlı Devleti’nin Doğu Siyaseti

1577 yılında İran’ın saldırıları sebebiyle Osmanlı-İran ilişkileri bozulmuştur. Osmanlı Devleti’nin iç sorunlarla uğraşması İran’ı harekete geçirmiştir. 1577 yılında başlayan savaşlar 1590 yılına kadar devam etmiştir.

Soru: Osmanlı Devleti’nde yaşanan iç sorunlar ne olabilir?

I.Ahmet (1603-1617)

1590 yılında yapılan Ferhat Paşa antlaşması ile doğuda en geniş sınırlara ulaşan Osmanlı Devleti, 1603-1612 ve 1615-1618 Osmanlı-İran savaşlarında Ferhat Paşa (İstanbul ) Antlaşmasıyla kazandığı toprakları kaybetmiştir. 1555 Amasya Antlaşmasındaki sınırlara geri dönülmüştür.(Nasuh Paşa ve Serav Ant.)

DÜNYADA SÖZÜ DOĞRU HAK TANIR BİR ADAM BULAMADIM

Sultan III.Mehmet bir gün yanında bulunan devlet büyüklerine:

-“Bu dünyada sözü doğru hak tanır bir adam bulamadım” deyince, etrafındakilerde sebebini sordular.Bunun üzerine III.Mehmet şöyle dedi:

-“Şeyhülislam Bostanzade Efendiye iltifat ettim, derhal cahil bîr kardeşini Rumeli kazaskeri yaptı.Gene cahil bir gence rica ile Selanik kadılığını verdirdi. Bundan sonra babamın hocası Saadettin’e iltifat ettim,doğru ve hak bilir dedim, o da oğlunu Anadolu kazaskerliğine ve bir diğer oğlunu da Edirne kadılığına tayin ettirdi işte görüyorsunuz,ben artık kime güveneyim?”

A-Bunalımlar ve Üstünlüğü Koruma Çabaları

1-İç Çalkantılar ve İsyanlar
Osmanlı İmparatorluğu’nda, Celali Ayaklanmaları’nın bastırılması için asi şeflerinin bazıları öldürülmüş, bazılarına yüksek rütbeler verilerek onların devlete bağlılıkları sağlanmaya çalışılmıştır.

Böyle bir tutumun,

I. benzer ayaklanmaların çıkması,

II. köklü ıslahata gereksinimin artması,

III. ülkeyi yönetmenin kolaylaşması

durumlarından hangilerine ortam hazırladığı savunulabilir?

A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III

D) I ve II E) I, II ve III 2005

Yeniçeri sokakta bir Yahudi’yi yakalayıp gırtlağına sarılmış :

« Meğer Meryem Ana’yı siz Yahudiler öldürmüşsünüz!

Senden onun intikamını alacağım ! » demiş.

“Olsun demiş yeniçeri , o da bizim hak peygamberimizdir!.”

Yahudi “Aman ağam,aradan bin sene geçti!.” diye mürur-u zamandan söz edecek olmuş;ama yeniçerinin niyeti kötü:

“Zararı yok, demiş, ben şimdi duyuyorum,şimdi intikam alacağım!”

Korkudan dizlerinin bağı çözülen Yahudi:

“Kulun kölen olayım, öldürülen Meryem Ana değil, İsa Peygamberdi!” diye kekelemiş.

a-İstanbul isyanları


Maaşlarının zamanında verilmediğini veya ayarı düşük parayla ödendiğini ileri süren Yeniçeriler ve Kapıkulu Sipahileri tarafından çıkarılmıştır. XVII. yüzyılda İstanbul’da çıkan isyanların en önemlileri II.Osman,IV.Murat ve IV. Mehmet dönemlerinde görüldü.

b-Celali isyanları

Celali isyanlarının ana sebebi ekonomik düzenin bozulmasıdır. İsyanların genel sebeplerinden İstanbul isyanlarının sebeplerini çıkardığımızda diğerleri bu isyanların sebepleridir.

Soru: Celali isyanları adını nereden almıştır?

c- Diğer İsyanlar (Eyalet İsyanları )
 
Eyalet yöneticilerinin merkezi otoriteden şika-yetçi olmaları ya da bağımsız olma düşüncesi ile ortaya çıkan isyanlardır. Erzurum Valisi Abaza Mehmed İsyanı, Eflak, Boğdan, Erdel,Mısır, Yemen isyanları v.b

İsyanlar bastırılırken sebeplerine inilemediği için geçici çözümler getirilmiş, isyanların bastırılması şahıslara bağlı kalmıştır.

XVI. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu’nda,

I. şehirlerde işsizliğin artması,

II. köylerde yaşamanın güçleşmesi,

III. köylerden şehirlere göçün hızlanması

durumları aşağıdakilerin hangisinde verilen sıraya göre gerçekleşmiştir?
A) I, II, III B) I, III, II C) II, I, III

D) II, III, I E) III, II, I

4.AVRUPA’NIN GELİŞİMİNE SEYİRCİ KALAN OSMANLI

Günümüz Avrupa’sının siyasi,ekonomik, kültürel ve sosyal temelleri XV.yüzyıldan başlayarak atılmaya başlamıştır.Coğrafi Keşifler ,Rönesans ve Reform hareketleri Avrupa Devletlerinde köklü değişikliklere yol açmaya başlamıştır. Özgür düşünce ve bilim alanındaki çalışmalar devletlerin gelişmelerine katkı sağlarken bir yandan da aralarında bir yarışın oluşmasına yol açmıştır.

En büyük rekabet Coğrafi Keşiflerle başlayan sömürge rekabetidir. Avrupa’nın pek çok ülkesi Afrika,Asya ve Amerika’da büyük bir sömürge rekabetine girmişlerdir. Bu rekabet sırasında bazı ticaret yolları önem kazanırken bazıları önemini kaybetmiştir.

Soru:Hangi ticaret yolları önem kazanmış, hangileri önemini kaybetmiştir?

Avrupa Devletleri arasında devam eden bu rekabet sırasında Osmanlı Devleti etkisiz kalmıştı. Osmanlı Devleti, iç çalkantılar ve dış savaşlar nedeniyle yeni gelişmelerde aktif rol alamıyordu.

a- Coğrafi Keşiflerin Osmanlı Devleti’ne Etkileri

Coğrafi Keşiflerle yeni ticaret yollarının bulunması Osmanlı ülkesinden geçen İpek Yolu ile yeni ele geçirilen Baharat Yolu önemini yitirmişti. Bu sebeple Akdeniz limanları canlılığını kaybetmiş bu da Osmanlı ticaret gelirlerini büyük oranda azaltmıştır.


Bu ekonomik modelde amaç uluslararası piyasada etkin olmaktı. Osmanlı Devleti’nin anlayışında ise geçimlik düzeyde bir ekonomik anlayış vardı. Avrupa gelen hammaddeleri yeni teknolojilerle üretip sömürge haline getirdiği pazarlarda satarak zenginleşirken Osmanlı eski ekonomik anlayışını sürdürmüştür. Ayrıca Avrupa mallarının kapitülasyonlar sebebiyle ülkeye girmesinin kolay olması da Osmanlı üreticisini de zor durumda bırakmıştır.


Keşiflerden sonra Avrupa’ya bol miktarda altın ve gümüş girmesi ve bunların Osmanlı pazarlarında kullanılmaya başlamasıyla Osmanlı ekonomisi büyük zarar görmüştür. Piyasalarda pahalılık ve enflasyon yaşanmıştır.

b- Avrupa’ya Tavizler Verilmesi
Avrupalı devletler Coğrafi Keşiflerden sonra zenginleşmeye ve güçlenmeye başladılar. İngiltere ve Fransa’nın denizlerde güçlenmesi ve ekonomik piyasayı ele geçirmesi Osmanlı Devleti’ni bu devletlere karşı yeni ortaklar aramaya yöneltti. Deniz ticaretini canlı tutmak ve ekonomik kayba uğramak istemeyen Osmanlı Devleti Hollanda ile ticari ayrıcalıklar içeren bir antlaşma imzalamıştır.

Gümrük vergilerinin düşürülmesi, ticarette serbestlik içeren bu kapitülasyonlar sonunda vergi gelirlerinde kayıplar oldu. Piyasaya ucuz Avrupa malları hakim oldu. Bu durum Osmanlı üreticisine büyük darbe indirdi. Teknolojilerini yenileyen yenileyen Avrupa devletleri denizlerdeki etkinliklerini de artırmışlar ve Osmanlı denizlerdeki etkinliğini de kaybetmiştir.

Soru:Kapitülasyonlar Osmanlı Devleti’ni nasıl etkilemiştir?

C-Yeni Ekonomik Model: Merkantilizm


Bu yeni ekonomik anlayışa göre ülkeler ne kadar çok madene ve paraya hakimse o kadar zengindir. Zengin statüsünde olmak isteyen Avrupalılar iç ve dış ticarete önem verdiler. Bu durum hammadde ve Pazar arayışına yol açmış bu da sömürgeciliği doğurmuştur.

Soru: Sömürgeciliğin başlamasında merkantilizmin nasıl bir etkisi olmuştur?

Soru: Osmanlı Devleti ile Avrupa devletlerinin ekonomik anlayışının farklılığı nedir?

XVII. YÜZYILDA ASYA VE AVRUPA YAPILAN YORUMLAR