Sanat, insanda duygu, düşünce ve hayalleri, yaratıcı gücünü somut ve soyut malzemeler kullanarak insanlar üzerinde etkileyici etki bırakma ve onlarda estetik  zevk uyandıracak biçimde anlatma olayıdır.

Güzel Sanatlar ise insanların, dış dünyaya yönelik duygu, düşünce ve izlenimlerini, çizgi, renk, biçim, ses, söz ve ritim gibi unsurlarla anlatması; edebiyat, müzik, resim, heykel, mimari ve tiyatro gibi faaliyetlerle insanda etki yaratıp coşku ve hayranlık uyandırmasıdır.

 


 

Sanatsal nitelik taşıyan bir eserin özellikleri;

  1. Sanat eseri, insanın ihtiyaçlarından doğmuş, insanla birlikte var olmuştur.
  2. Sanat eseri, insanın kendini ifade etme biçimlerinden biridir.
  3. Sanat eseri, dış dünyaya yönelik gözlemlerin yorumlanarak değiştirilmesi biçiminde ortaya çıkmıştır.
  4. Sanat eseri, sanatçının dünyasını, bakış açısını ve yorumunu yansıtır.
  5. Sanat eseri, her insan için farklı ve kendine özgü bir iletişim kurma aracıdır.
  6. Taşıdığı anlamın dışında, okunduğu, duyulduğu ve izlendiği yerde insanda ikinci bir anlam ve yorum yaratarak iz bırakır.
  7. Sanat eseri açıklamaz, öğretmez; ancak mesajını sezdirme, çağrıştırma, hissettirme yoluyla aktararak insanı düşünmeye yöneltir.
  8. Sanat eseri özgün ve biriciktir.

Güzel sanatları diğer eserlerden ayıran en önemli özellik insanda coşku ve estetik haz uyandırmasıdır. Güzel sanatlar için yapılan en iyi sınıflama bu sanatların kullandıkları malzemelere göre yapılan sınıflandırmadır. Bu malzemeler fonetik ve plastik olarak ikiye ayrılır.

Sesle yapılan sanatlara fonetik sanatlar, görüntüyle yapılan sanatlara ise plastik sanatlar denir. Güzel sanatların genelinde plastik malzeme kullanılırken edebiyat ve müzik ise sese dayalı bir sanattır.

 


Edebiyatın malzemesi kelimelerdir ve edebiyat dille gerçekleştirilen bir güzel sanatlar etkinliğidir. Edebiyatın asıl amacı güzel sanatların en önemli öğesi olan estetik zevk duygusunu dil aracılığıyla gerçekleştirmektir. Edebiyatta fayda sağlamak amaç olarak her zaman ikinci plandadır.

Atatürkçülük

Anekdot: Atatürk İstanbul şehir tiyatrosu sanatçılarının oyunlarından birini seyretmesinin ardından sanatçıları Çankaya’ya davet eder. Sanatçıların hepsini över. Ayrılma vakti gelince Reşit Galip sanatçılara Atatürk’ün elini öperek ayrılmalarını söyler. Atatürk ise buna şu şekilde karşılık verir:

”Hayır, sanatkâr el öpmez sanatkârın eli öpülür.”

Atatürk bir konuşmasında şöyle demiştir:

Milletimizin güzel sanatlar sevgisini her türlü araç ve önlemle besleyerek artırmak milli amacımızdır.

Edebiyat; Tanımı, Konusu, Yöntemi

Duygu ve düşüncelerin söz ya da yazıyla etkili ve güzel bir biçimde anlatılması sanatına edebiyat denir. Edebiyat, sözcüğü Arapça ”edep” sözcüğünden türemiştir. Edebiyat sözcüğü ilk kez Tanzimat döneminde Şinasi tarafından kullanılmıştır. Şinasi’den önce nazım ve nesir türlerindeki eserlere ”şiir ve inşa” denilmekteydi.

Edebiyatın Konusu
Yazar ve şairlerin ortaya koydukları eserlerde ele alıp işledikleri her şey, edebiyatın konusunu oluşturur.

Edebiyatın Yöntemi

Dil ürünlerinin tüm özelliklerinin tarihi akış içinde bilimsel olarak incelenmesi de edebiyatın yöntemini oluşturur.

Related Posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir